American beauty

Eylül 22, 2011

I had always heard your entire life flashes in front of your eyes the second before you die. First of all, that one second isn’t a second at all, it stretches on forever, like an ocean of time… For me, it was lying on my back at Boy Scout camp, watching falling stars… And yellow leaves, from the maple trees, that lined our street… Or my grandmother’s hands, and the way her skin seemed like paper… And the first time I saw my cousin Tony’s brand new Firebird… And Janie… And Janie… And… Carolyn. I guess I could be pretty pissed off about what happened to me… but it’s hard to stay mad, when there’s so much beauty in the world. Sometimes I feel like I’m seeing it all at once, and it’s too much, my heart fills up like a balloon that’s about to burst… And then I remember to relax, and stop trying to hold on to it, and then it flows through me like rain and I can’t feel anything but gratitude for every single moment of my stupid little life… You have no idea what I’m talking about, I’m sure. But don’t worry… you will someday..

ölmeye yatmak..

Temmuz 19, 2011

bu (z)amansiz hastaligin elinden kurtulusum yok anladim artik.. kabullenmeye ve teslim olmaya basladim.. isyan etsen de olmuyor, arkandan vuruyor seni en beklemedigin anda! hain düsman! hain! uzak duramadin benden degil mi? esek! oysa ki ben kendi halinde hayat dolu neseli bi kiz cocuguydum.. yani sayilirdim.. yoo yoo öyleydim.. simdi unutturdun herseyi.. tüm hayatimi.. artik sadece kendimi, kendi mutlulugumu düsünür oldum sayende..

hayat eskiden böyle degildi.. agir agir gecerdi zaman.. simdi öyle degil.. hersey hizla akiyor yanimdan.. sadece haftasonlari barisabiliyorum hain kurtla bir de bazi hafta ici zamanlarda.. o cok ender zamanlari seviyorum galiba.. sadece o anlarda hayati, ani yasayabiliyorum.. sonrasi aci, sonrasi cok aci cektiriyor.. hem manevi hem fiziksel anlamda..

sanirim hayat hissedilebilen bir sey ve ben seni hissedebiliyorum artik hayat! tek güzel olan yanlarinla beraber kötü olanlari da.. amac da buydu zaten degil mi? yine her zaman oldugu gibi.. tam cevaplari bulmustum ki; sorular degisti!

crazy english summer

Haziran 30, 2011

..sometimes i feel like i’m glad to be free,
sometimes i still want your arms around me
sometimes i’m glad to have left you behind..

..friday come speed me home again..

..sometimes i feel like i’m fine on my own,
fifty thousand miles from home.. (burada ki fifty thousand deme sekline bayiliyorum ne kadar hissettiriyor ev neresi evim neresi? yuva neresi?
sometimes i’m weak and the past is my guide,
summer returns and puts you back on my mind..

liberta!

Haziran 22, 2011

özgürlük; son derece feminen giyindigi halde, topuklu ayakkabilarini cikartip kimseye aldirmadan eve varincaya kadar yürüyebilmektir!

dreamlike

Mayıs 12, 2011

dün gece evde uzun uzun kitap okudum, yatakta saatlerce kaldim, agladim, rahatladim.. sonra astral seyahatlerimden birini yasadim.. arabistan’a gittim.. onunla el ele carsi pazari dolastik her yer rengarenk sicak ve bol gürültülüydü, sonra birden o evine gitti ben de oradaydim ancak onlar bilmiyorlardi, evini, esini, kizini hatta baska bircok seyi gördüm.. ben tatmin oldum ;)

bu seyahat sonucunda cok cok dogru bir karar vermis oldugumu daha iyi anladim. aferin berish! evrenin sana bahsetmis oldugu lütuflari sonlandirmadan dogru degerlendirmesini yanlis yapa yapa ögreneceksin. muck!

alice & cat

Mayıs 3, 2011

‘cheshire kedisi’ dedi alice,

‘lütfen söyler misin, hangi yöne doğru gitmeliyim?

‘bu senin nereye varmak istediğine bağlı’ diye yanıtladı kedi.

‘varacağım yerin neresi olduğu çok önemli değil’ dedi alice

‘o zaman hangi yöne gideceğin de önemli değil dedi kedi

‘ama bir yerlere varmak istiyorum’ diye ekledi alice

‘mutlaka bir yerlere varırsın’ dedi kedi, ‘eğer yeterince uzun yürürsen.’

kinyas’in yolu

Nisan 19, 2011

insanın tek gerçek özgürlüğü yalnızlığıdır. ve yalnızlığı küçük düşürense bağımlılıklardır. aşklar, alkol, nikotin, ahlaki değerler, uyuşturucular… hepsi de birer pranga olabilir her an, insanın ayağına. zevk veren prangalar. ortak özellikleri, varlıklarının verdikleri zevkin uzun bir süre sonra hissedilememesi, yokluklarının ise derhal kalpte bir ağrı yaratmasıdır. bağımlı insan atlı karıncaya binmiş gibidir. ne bir varış noktası, ne de bir ilerleme vardır hayatında. herkes ilk başladığı yerde, midesi kaldırana kadar döner durur… insanın kendiyle mücadelesi, bağımlılıklarını yok etmesiyle başlar..